Sevgili Karım Barbro 3

PLATİN ÜYELER

VIP ÜYELER

GOLD ÜYELER


Sevgili Karım Barbro 3

Cumartesi günü ancak öğlenden sonra uyandık ve önceden planladığımız gibi, Hilton Oteli'nin yüzme havuzuna gittik. Daha evden çıkarken, karımın niyetinin yine sik kaldırmak olduğu belli olmuştu zaten. Beyaz ve incecik pamuklu kumaştan yapılmış bir tulum giymişti. Çıplak vücudu, tüm hatlarıyla belli oluyordu. Öyle ki, dizleri aralık olarak oturacak olsa, amının dudakları bile belli oluyordu. Ayaktayken de, özellikle arkadan bakıldığında müthişti görüntüsü. Kumaş kalçalarının arasına giriyor, o başdöndürücü yuvarlakları, olduğu gibi belli ediyordu. Giysinin etkileri, parkyerine bıraktığımız arabadan havuza kadar yürüdüğümüzde iyice belli oldu tabii. 

Barbro'yu gören herkes çarpılıyordu. Ama asıl gösteri havuz başındaydı. Karımın bikinisi o kadar küçüktü ki, hiç bir şey giymese de olurdu hani. 

Akşam eve döndüğümüzde, hemen yatağa gittik yine. Gün boyu olanları birbirimize hatırlata hatırlata, defalarca sikiştik o gece de. Giderek açıldığımı hissediyordum ben de. 

Pazar sabahı beni uyandıran sikim oldu. Gözlerimi açtığımda ilk gördüğüm, Barbro'nun sürekli hareket eden başıydı. Bacaklarımın arasına girmiş, sikimi emiyordu karım. Uyandığımı farkedince, sikimi ağzından çıkarmadan bana baktı. Yüzündeki ifade müthişti yine. Gözlerimi kapayıp, kendimi aldığım zevke bıraktım. Tam belim geliyordu ki, birden durdu Barbro.

- "Biliyor musun neyi merak ediyorum..?" dedi sonra da.

- "Bilmiyorum..." diye yanıtladım soluk soluğa.

- "Başka erkeklerin beni sikmek istemeleri seni bu kadar tahrik ediyorsa..." 

- "Eeeee..?"

- "Biri beni gerçekten sikse ne olurdun, onu merak ediyorum..."

Sesimi bile çıkaramadım. Kalbimin atışları anormal hızlanmıştı. Yine inanılmaz boyutta heyecanlanmıştım. 

- "Eminim çok daha fazla tahrik olurdun sevgilim..." diye devam etti karım, "Ohhhh eminim çok zevk alırdın... Ohhhhh..."

- "Peki ya sen..?" diyebildim zorlukla.

- "Ohhh ben çıldırırdım herhalde sevgilim... Zevkten çıldırırdım... Bir düşünsene... Yabancı birinin kalkıp kocaman olmuş sikini bana soktuğunu... Ohhh bir düşün sevgilim... Müthiş olurdu... Ohhh müthiş olurdu..."

- "İstiyor musun..?"

- "Ohhh evet, istiyorum sevgilim... Çok istiyorum... Sikilmek istiyorum... Yabancı bir sikin içime girmesini, tohumlarını içime fışkırtmasını istiyorum... Ohhhh istiyorum sevgilim... Ohhhhhh... Ohhhhh..."

Birden belim gelmeye başladı. Gözlerim kararıyordu. Tanrım, karım kendini başka erkeklere siktirmek istediğini anlatıyor ve bu benim belimin gelmesine neden oluyordu. Kendimi biraz topladığında ona baktım. Hala bacaklarımın arasındaydı. Bellerim yüzüne gelmişti. Saçlarının bir kısmıyla yanaklarındaki beyaz kıvamlı sıvıları görmek beni öylesine tahrik etti ki, yeniden taş gibi sertleşti sikim. Barbro gözlerimin içine bakarak hareketlendi ve çıkıp, ata biner gibi oturdu üstüme. Amı, sikimi olduğu gibi yutmuştu sanki. Ellerini karnıma dayadı. Kalçaları hareketlendiler. Amı ateş gibi yanıyordu.

- "Kendimi siktirmek istiyorum sevgilim..." diye devam etti sonra da, Ohhhh kendimi siktirmek istiyorum... Kaldırdığım siklerin hepsini olmasa bile, bazılarını kendim indirmek istiyorum... Ohhhhhh..."

- "Anlamadım..." diye soludum zevkle.

- "Anlamayacak ne var ki sevgilim... Düşünsene beni seyrederek siklerini kaldıranları... Eminim sonra beni düşünerek otuzbir çekiyorlardır... Ya da beni düşünerek, başka kadınları sikiyorlardır... Aslında benim için gelen erkeklik sıvıları ya havaya gidiyor, ya da başka kadınların ağzına, amına, götüne fışkırıyor... Ohhhhh bunu düşünmek bile uçurucu geliyor bana sevgilim... Gözle sikilmek çok güzel... Düşüncelerde sikilmek de öyle... Ama en güzeli gerçekten sikilmek sevgilim... Aslında benim için kalkan siklerin hepsini istiyorum ama, o kadar çok ki, bunu başaramam... Ama bazılarını indirebilirim... Bazıları içime girip, tohumlarını bana verebilir... Ohhh müthiş olur sevgilim... Ohhhh müthiş olur... Ohhhhhh... İstiyorum.... Ohhh... Immnnhhh..." 

Tüm vücudu sarsılarak beli gelmeye başladı karımın. Gözleri geri kaymış, yalnızca beyazları görünüyordu. Amı, bir çeşme gibi akıyordu sanki. Sonra duruldu. Kalçaları yine yukarı aşağı hareketlere başladılar. Zonklamakta olan sikimi amına alıyor, çıkarıyordu. 

- "Peki ben ne oluyorum bu arada..." diye sordum ona, "Bakıyorum beni tümüyle devre dışı bıraktın..."

- "Ohhh hiç olur mu sevgilim... Seni nasıl devre dışı bırakabilirim... Kocamsın sen benim... Sevgilimsin... Benim sikilirken aldığım zevk kadar, sen de zevk almalısın bundan..."

- "Eeee..? Bu nasıl olacak..?"

- "Seyrederek sevgilim... Seyrederek... Her şeyi seyretmeni istiyorum... Sikildiğimi seyretmeni... Kocaman, kapkara, kıllı bir Türk siki içime girip çıkarken seyretmelisin sen de... Zevkten nasıl çıldırdığımı görmeli, nasıl inlediğimi, ona beni sikmesi için nasıl yalvardığımı görmelisin sen de... Ohhhhh mutlaka seyretmelisin... Yabancı birinin belleri içimde fışkırırken, belim gelirken görmelisin... Senin de belin gelmeli aynı anda sevgilim... Ohhhh senin de belin gelmeli benimle birlikte... Sonra da sen sikmelisin beni... Başka bir sikin girip çıktığı, tohumlarını fışkırttığı amımı, götümü, ağzımı, sonra da sen sikmelisin... Tohumların içimde onunkiyle karışmalı... Ohhhh düşünmek bile deli ediyor beni sevgilim... Ohhhhh... Ohhhhh... Ohhhhhh..." 

Yine geliyordu beli. Bu sefer ben de katıldım ona. Kendimi tutmama imkan yoktu. Üstüme devrildi. Birbirimize sarılıp uyuduk.

Tekrar uyandığımızda, birlikte duşa girdik. Önce ben onun tüm vücudunu sabunlayıp yıkadım. Sonra da beni sabunlamaya başladı. Yatakta olanlar ve söyledikleri aklımdan gitmiyordu zaten. Becerikli parmakları sikimde dolaşmaya başladığında ise başka bir şey düşünemez olmuştum. Sikim bir kez daha kalkıp, kazık gibi kesilmişti.

- "Hemen bugün yapalım bunu, olur mu sevgilim..?" dedi karım, "Hemen bugün siktirmek istiyorum kendimi..."

- "Kime ve nerede..?"

- "Kime olduğunun hiç önemi yok ki sevgilim... Nerede olduğu ise önemli tabii... Senin rahatlıkla seyredebileceğin bir yer olmalı çünkü... Onun için de en iyisi burada, evde olur diye düşünüyorum..." 

- "Adamın kim olacağı o kadar önemsiz mi peki..?"

- "O kadar önemsiz sevgilim... Önemli olan sikilmek yalnızca..."

- "Ne yapacaksın peki..? Çıkıp sokaktan birini mi bulacaksın..?"

- "O da olabilir... Ohhhh hem de çok güzel olabilir... Düşünsene, hiç tanımadığım birine, onu ilk gördüğüm anda sikilmek çok güzel olabilir... Ohhhhh... Bunu mutlaka yapmalıyım bir gün... Ama bu ilk seferde işin biraz daha kolayına kaçabilirim... Manav var mesela..."

- "Ne yani, yine gidip meyve mı alacaksın..?"

- "Ona bile gerek yok... Yalnızca telefon edip sipariş vereceğim... Söyledim ya, zaten beni buna ikna etmeye çalışıp duruyordu... Elleri poşetlerle dolu olarak buraya gelecek hemen... Kafasındaki tek düşünce ise beni sikmek olacak... Bunu yapıp yapamayacağını bilmediği için de, alabildiğine heyecanlı olacak... Sonra da ben ona izin vereceğim... Beni sikmesine izin vereceğim sevgilim... Ohhhh sikecek beni sevgilim... Her yerimi siktireceğim ona sevgilim... Ohhhhh... Sen de seyredeceksin... Nasıl sikildiğimi seyredeceksin... Siki kocaman biliyor musun..? Ohhhh sikecek beni..." 

Sikim bir nabız gibi atıyordu. Barbro'nun sabunlu eli, en dibinden en ucuna kadar üstünde dolaştıkça, karnımın kasları gerilmeye başlamıştı. Birden belim gelmeye, karımın karnına fışkırmaya başladı. Yine bacaklarım titriyordu.

Bundan sonrası çok çabuk gelişti. Duştan çıkıp giyindik. Ben yalnızca bir şort geçirmiştim üstüme. Karım ise beyaz penyeden bir büstiyerle, üstünde küçük siyah benekleri olan sarı penyeden bir şort. Giydiklerinin ikisi de küçücüktü. Büstiyer, memelerini ancak örtebiliyordu ama, alt kısmı iyice boldu insan biraz eğilerek bakarsa, o güzelim memelerin altlarını görebiliyordu. Meme uçları da, birer düğme gibi belli oluyordu incecik kumaşın altından. Ama asıl öldürücü olan şortuydu. Karnını ve kalçalarını sımsıkı sarıyordu ama paçaları hafifçe boldu. O kadar da kısaydı ki, önden bakıldığında kasıkları, arkadan bakıldığında da o başdöndürücü kalçalarının bacaklarıyla birleştiği yerdeki yuvarlaklıklar görünüyordu. Ayakları çıplaktı. 

Onun manava telefon edip sipariş verişini, içimdeki heyecanın giderek büyüdüğünü hissederek izledim. Yaşamımdaki en önemli dönüm noktalarından biriydi bu. Aykırı bir şey yapmak üzereydim. Ama bunu bilmek beni ürkütmüyordu. Vazgeçmeyi düşünmüyordum bile. Yalnızca acele ediyordum. 

- "Kulaklarına inanamadı manav..." dedi Barbro, telefonu kapatırken, "Eminim bunu beklemiyordu... Hemen geleceğini söylediğine göre, gel şimdi biz de hemen planımızı hazırlayalım..."

Evin büyük mutfağı, bu iş için en uygun yer olarak gözüküyordu. Sokak kapısının hemen yanındaydı ve dışarıya açılan ayrı bir kapısı vardı. Ama en önemlisi, mutfak ile yemek odası arasındaki servis penceresiydi tabii. İki taraftan gelen sürgülü kapakları vardı pencerenin. Hemen yemek odasına geçip, panjurlarla perdeleri sımsıkı kapattım. İçerisi karanlık olmuştu şimdi. Sonra servis penceresinin sürgülü kapaklarını da, araları yalnızca bir parmak açık kalacak şekilde çektim. Mutfağı olduğu gibi görüyordum şimdi. Barbro'nun söylediğine göre de, ben görünmüyordum. Heyecanla beklemeye başladım. Birden kapı çalındı. Manav koşarak mı gelmişti acaba?

Karım mutfak kapısını açıp seslendi ona. Sonra da, kenara çekilip yol verdi. İki eli de poşetlerle dolu olarak mutfağa girdi manav. Tam hatırladığım gibiydi. Esmer ve ince. İki günlük tıraşlı. Ayağında açık gri bir keten pantolon ve üstünde çiçek desenli, ince bir kısa kollu gömlek. Pek temiz görünmüyordu. Ama onun bu pis ve hayvansı görüntüsünün Barbro'yu tahrik ettiğini anlamıştım. Herifin gözleri de, daha ilk anda karımın vücuduna dikilmişti. Gerçekten de siker gibi bakıyordu. En önemlisi de, daha ilk andan itibaren, müthiş bir kabarıklık oluşmuştu pantolonunun önünde. 

Barbro kapıyı kapatıp, tam karşımda duran üçlü buzdolabı gurubuna yürüdü. Her biri alabildiğine büyük üç Elektrolux'dan oluşuyordu bu gurup. Biri derin dondurucu, diğeri normal buzdolabı, üçüncüsü ise taze sebze ve meyvelerin konulduğu serin dolap. O tarafa giderken, manavın önünden geçmişti karım. Kalçaları kıpır kıpırdı. Herifin gözlerinin açıldığını görebiliyordum. Sonra o da yürüdü peşinden. Poşetleri, dolabın önünde yere bıraktı. 

O kadar heyecanlanmıştım ki, deli gibi atan kalbimin sesini bile duyabiliyordum neredeyse. Karımın serin dolabın kapağını açıp adamdan, poşetlerin içindekileri ona vermesini istediğini duydum. Yere, poşetlerin başına çömeldi manav. İlk poşetteki üç küçük kavunu çıkarıp uzattı. Barbro da onları birer birer alıp, dolabın en üst gözüne yerleştirmeye başladı. Bunu yaparken, adama arkasını dönmek zorunda kalıyor, sonra da, bir haylı yüksekte olan rafa erişebilmek 

istermiş gibi, ayak parmaklarının ucunda yükseliyordu. Bunu yaparken de, kıçının, şortunun paçalarından taşan çıplak yanaklarını, neredeyse gözüne sokuyordu adamın. Çömelmiş olduğu için, çok iyi bir açıdan seyrediyordu manav. Karım yeni bir şey almak için yüzünü ona döndüğünde ise, o kütür kütür memelerinin alt taraflarını görebiliyordu. Onun, kelimenin tam büyülendiğinin farkındaydım. 

Bütün poşetlerin boşalması 5 dakika kadar sürdü. Manavın karıma verdiği son şey, büyük bir karpuzdu. Onu, dolabın en alt gözüne yerleştirdi Barbro. Bunu yapmak için de, iyice eğilmişti tabii. İşte bu da, öldürücü darbeydi. Böyle eğildiğinde şortunun paçaları iyice yukarıya çıkmış, ince kumaş, kalçalarının arasına iyice girmişti. Adamın birden ayağa kalktığını gördüm. Siki daha da büyümüştü şimdi ve pantolonunun önünü bir çadır gibi kabartıyordu. Karıma arkadan sorulup, birden beline sarılıverdi. 

Barbro'nun vücudunun sarsıldığını gördüm. Herifin sikini tüm sertliğiyle kalçalarında hissediyor olmalıydı. Doğruldu. Ama adamdan kurtulmak için çaba harcamıyordu. Aksine, iki eliyle dolabın kenarlarına tutunmuş ve belini büküp kalçalarını onun kasıklarına iyice bastırmıştı. Gözleri kapalıydı. Manavın gözlerinde ise delice bakışlar vardı. Karımın karşılık verdiğini görünce, belini bırakıp ellerini yukarıya çıkardı ve büstiyerin altına sokup, memelerini avuçladı. 

- "Oouuuuvvvvv..." diye inledi Barbro.

Kendini iyice kaptırdığını görebiliyordum. Kalçaları, adamın kasıklarında dans ediyordu adeta. Sonra iyice doğrulup, vücudunun üst kısmını da ona yasladı. Peşinden de yüzünü döndü ona. Ağızları bir anda birleşti. Deli gibi öpüşüyorlardı. Bu müthiş manzarayı, büyülenmiş gibi seyrediyordum. Sikim de, şortuma sığmaz olmuştu bu arada.

Bu arada karım, telaşlı hareketlerle manavın gömleğinin düğmelerini açmaya çalışıyordu. Bunu kısa sürede başardı. Sonra başını geriye atıp, iki eliyle birden onun göğsündeki kapkara kılları okşamaya başladı. Bu hayvan gibi herifin onu tahrik ettiği kesindi. Manavın onu omuzlarından tutup çevirdiğini gördüm. Sağ eli pantolonunun fermuarını, sol eli de Barbro'nun şortunu indirmeye çalışıyordu. Dengelerini kaybedip, birlikte öne doğru bir kaç adım attılar. Şimdi mutfak tezgahının önündeydiler. Manav karımı sırtından hafifçe iterek, tezgaha doğru eğdi. Birden sikini pantolonundan çıkarmış olduğunu gördüm. Hem de taşaklarıyla beraber. Gerçekten de kocamandı siki. Tıpkı karımın söylediği gibi, kocaman, kapkara ve kıllı. Taşakları da kocaman görünüyordu. 

Onun sabırsızlandığını görüyordum. Bir an önce sikmek istiyordu Barbro'yu. Uzun bir süreden beri içi giderek seyrettiği bu güzel kadını, hemen sikmek istiyordu. Onun şortunu dizlerine kadar indirmeyi başardığı anda da dibinden tuttuğu sikini amına dayayıp, bir anda ve müthiş bir şiddetle sokuverdi.

- "Ahhhhh soktu..." diye inledi karım, "Ohhhhhh... Dibine kadar geçirdi bana sevgilim... Ohhhhhh.... Ohhhhhhh... Öyle büyük ki siki... Ohhh çok güzel..." 

İsveçce konuştuğu için, hiç bir şey anlamıyordu manav. Ama "oh" ve "ah" seslerini anlıyordu tabi. Yüzünden, ne kadar uçmuş olduğunu anlayabiliyordum. Birden sikmeye başladı karımı. Akıl almaz bir hırs ve hızla sikiyordu hem de. Kalçaları, hızlı çalışan bir makine gibi ileri geri gidiyor, o kocaman siki karımın amına girip çıkıyordu. Sanki hızlı çekim bir film seyrediyormuşum gibiydi. Böyle bir şeyi, şimdiye kadar hiç görmemiştim. Barbro da şaşırmıştı. Ama vücudunun hareketlerinden, bunun hoşuna gittiğini anlayabiliyordum. Sesi kesilmişti. Yalnızca küçük inlemeler kaçıyordu ağzından. Manav iki eliyle belinden tutmuştu onu. Gözlerinde sabit bakışlarla hemen önünde durmakta olan o başdöndürücü kalçaları seyrediyor ve sikini sokup çıkarıyordu. 

Şortumun önünü açıp, sikimi dışarı çıkarmak zorunda kaldım ben de. Bu beni biraz rahatlattı. Gözlerimi dikmiş, bütün dikkatimle ve hiç bir şeyi kaçırmamaya çalışarak seyrediyordum mutfakta olanları. Karımın vücudu dalga dalga sarsılıyordu. Belini getirdiğini görebiliyordum. Manav, o koskocaman sikini, akıl almaz bir hızla amına sokup çıkarmayı sürdürürken, beli geliyordu Barbro'nun. Sonra birden homurdanmaya başladı herif. Hızla vurarak, dibine kadar geçirdi sikini. Vücudu titremeye başlamıştı. Tanrım belini getiriyordu o da. Tohumlarını karımın amına fışkırtıyordu. Tam istediği gibi en dibine hem de. Birden benim de belim gelmeye başladı. Düşmemek için duvara dayanmak zorunda kaldım.

Kendimi yeniden içeri bakabilecek kadar topladığımda şaşırdım. Yeniden hareketlenmişti manav. Tıpkı ilk başta olduğu gibi, büyük bir hırs ve hızla sikiyordu Barbro'yu. Sonra birden durup, sikini çıkardı. Karımı omuzlarından tutup kendine çevirdi. Şimdi yüzyüzeydiler. Ellerini götürüp omuzlarından iterek, bu sefer de tezgahın üstüne sırtüstü yatırdı onu. Barbro'nun kalçaları, tezgahın kenarına gelmişti ve bacakları aşağıdaydı. Herif önce şortunu tümüyle çıkardı onun. Sonra da iki eliyle bacaklarını yakalayıp havaya kaldırdı. Biraz sokuldu. Siki, önünde alabildiğine açık duran ama değdiği anda da, sert bir hareketle hepsini sokuverdi yine.

- "Ahhhhh..." diye inledi karım yine, "Çok acayip bir adam bu sevgilim... Ohhhh çok güzel sikiyor beni... Ohhhh çok güzel sikiyor... Ahhhhhh... Immmhhhh..." 

Yine aynı biçimde, inanılmaz bir hızla sikiyordu manav onu. Yüzünde, anlatılması çok zor bir ifade vardı. Şimdi Barbo'nun bacaklarını da bırakmış, onu leğen kemiklerinden kavramıştı iki eliyle. Vücudunun tek kımıldayan yeri, akıl almaz bir hırsla oynayan kalçalarıydı yalnızca. Siki karımın amına giriyor, çıkıyor, giriyor, çıkıyordu. Onun da zevkten mahvolduğunu görebiliyordum. Sürekli inliyordu karım. Dizlerinden hafifçe büktüğü bacaklarını havada tutuyordu. Ayakları, tıpkı bir balerininkiler gibi aşağı bükülmüştü. İçine girip çıkan sikin altında, kendini alabildiğince açık tutuyordu böyle yatarken. Bir elinin parmaklarını saçlarının arasına geçirmişti. Sonra yine belini getirmeye başladı. Tüm vücudu dalga dalga sarsılıyor, kıvranıp bükülüyordu. 

Durulduğunda, manav onu tuttuğu gibi yan çevirdi tezgahın üstünde. ikini çıkarmamıştı. Şimdi bacakları karnına çekik, yan yatıyordu Barbro. Kalçaları, tüm güzelliği ve baştan çıkarıcılığıyla adamın gözleri önündeydi. Sonra yine sikmeye başladı. Aynı inanılmaz hızlı temposuyla. 

Yaşamakta olduklarımın etkisini, her geçen an biraz daha güçlü olarak hissediyordum. Karım, gözlerimin önünde sikiliyordu. Hayvan gibi bir manav, karımı sikiyor ve onu zevkten mestediyordu. Bu arada beni de tabii. Seyrettiklerim beni o kadar çok tahrik ediyordu ki, elimi sikime dokunduracak olsam, belimin tekrar geleceğini anlıyordum. 

Birden Barbo'nun bir elini götürüp kendi kalçalarını okşadığını gördüm. Parmakları, o baştan çıkarıcı yuvarlakların arasında dolaşıyordu. Orta parmağı hedefe yaklaşmıştı. Tüm vücudunun titremesinden, götüne ulaştığını anladım. Birden soktu parmağını içine. Götünün küçük deliği, am suları ve bellerle sırıl sıklam ıslanıp, kayganlaşmış olmalıydı. 

Manav da, büyülenmiş gibi, gözlerinin hemen önündeki manzarayı seyrediyordu. Parmağını, hafif hareketlerle götüne sokup çıkarmaya başlamıştı karım. Bundan daha açık bir davet olamazdı her halde. Reddedilmesi çok zor bir davetti bu. Sonra çıkardı parmağını. Adamın biraz geri çekilip sikini Barbro'nun amından çıkarması, sonra da dibinden tutup hafifçe açılmış bekleyen o küçük deliğe dayaması ve bir anda dibine kadar sokması da, müthiş bir hızla oldu. 

- "Ohhhhhh götüme soktu sevgilim..." dedi karım, "Ohhhh şimdi de götüme soktu o kocaman sikini... Ohhhh çok güzel sevgilim... Ohhhh bir bilebilsen ne kadar güzel... Ahhh belim geliyor yine... Ahhhh sevgilim belim geliyor yine.... Ohhhh belim geliyor.... Ohhhhh belim... Ohhhhh..."

Tüm vücudu sarsılıyordu yine. Manav durmak zorunda kalmıştı. Karımın o küçük götünün, beli geldiğinde nasıl bir mengene gibi sıkıştığını öyle iyi biliyordum ki. Herif, o kocaman sikini bu sımsıkı deliğin içinde oynatamıyor olmalıydı. Sabırla bekledi. Barbro gevşediğinde de, yine sikmeye başladı. Hareketleri, yine inanılmaz biçimde hızlıydı. Kocaman sikinin, karımın küçük götüne bir piston gibi, hızla girip çıktığını görebiliyor ve zevkten uçuyordum. Manav da uçmuştu bu arada. Yüzüne yine o müthiş ifade gelmişti. Sanki öldürmek istermiş gibi sikiyordu karımı. 

Birden bir kez daha belini getirdi Barbro. Vücudu, mutfak tezgahının üstünde çırpınıyor, kıvranıp bükülüyordu. Ama adam bu sefer durmamıştı. Sikini hala sokup çıkarıyordu onun küçük götüne. Yalnızca biraz yavaşlamıştı hareketleri, o kadar. Yüzünden, onun da belinin gelmek üzere olduğunu anlıyordum. Bu kadar sıkı bir deliğe dayaması olanaksızdı zaten. Ağzından, naraya benzer sesler çıkmaya başladığında Barbro'da çıldıracak gibi oldu. Çığlıklar atıyordu. Benim de kendimi daha fazla tutmama olanak kalmamıştı artık. Bir kez daha geliyordu belim. Ama gözlerimi onlardan ayıramıyordum. Hala sokup çıkarıyordu manav. Tohumlarını karımın götünün içine fışkırtıyor ve durmadan sokup çıkarıyordu. Sonra birden çıkıverdi siki. Son salvoyu Barbro'nun güzelim kalçalarına fışkırttı bu yüzden de. 

Bir süre öylece kaldılar. Sonra karım yeniden elini götürüp kalçasına fışkıran belleri yaymaya başladı. Bir kedi gibi mırıltılar çıkarıyordu. Şimdi onu yalnızca seyrediyordu manav. Barbro, elini bu sefer de ağzına götürüp belli parmaklarını tek tek emmeye başladığında, gözleri parladı bir kez daha. Siki hala inmemişti.